03 01 2012

Ur.Hlk.Edb.Kahve

 

 

  Uygarlığın Doğduğu Şehir: Şanlıurfa Halk Kültürü-Kahve motifleri

 

 
 
 
 
 
 

 

 

 

Urfa Halk Edebiyatında Kahve Motifleri Uygarlığın Doğduğu Şehir: Şanlıurfa Halk Kültürü Şanlıurfa Halk Kültüründe "Mırra" (Acı Kahve) ile Oda ve Kahvehaneler “Kahve-yı ruy-ı siyahın nef’i vardır bedene
Lanet gelsin tütın ile tenbekiyi icad edene”
(Siyah yüzlü kahvenin vücuda faydası vardır/ Tütün ile tömbekiyi icad edene lânet gelsin) Diyen atalarımız kahvenin güzelliğini ve tütünün zararını dizelerle dile getirmişlerdir. Halk edebiyatımızın çeşitli ürünlerinde motif olarak kullanılan kahveye birçok türküde, manide, şiirde, hikâyede, atasözünde, deyimde ve efsanede rastlamak mümkündür. Atasözlerinde... Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Kahve karadır ama yüz ağartır. Kahvenin yüzü kara, amma meydanı paktır. Kahvenin keyfi geldi, ağanın keyfi geldi. Kefçiye keyif verir kahvenin kaynamağı, eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynamağı. Kahve yemenden gelir yolı, irah, beş para yetmez on para bırah. Müşterinin ehmağı kahveciye çay söyler. Deyimlerde... “Kahve parası”: bahşiş anlamında kullanılır. “Kahve Hakkı”: Çözümlenen anlaşmazlıklarda verilen cezanın ilgili tarafından oda’ya bağışlanması anlamında kullanılır. “Kahve gibi kavrulmuş”: Açık alanlarda güneşte kalıp esmerleşenler için kullanılır. “Kahvesi içilir”: Saygın kişiler için kullanılır. “Kahve içecek kadar vaktin de mi yok”: Bir kahve içimi kadar zaman için kullanılır. “Kahve mi kefledi?”: Ağzını açmayan, konuşmayan kişilere söylenir. Manilerde... Aşık; sahipsizliğini, düşkünlüğünü, hasretini kahve ile beraber dile getirerek maniler dizer... Kahveyi kaynadırlar
Fincana damladırlar
Sahipsiz aşıkları
Vururlar ağladırlar
Kahve biştiği yerde
Bişip daştığı yerde
Gözzel çirkin aranmaz
Göyıl düştüğü yerde
Kahve kaynar daşmaz mı
Yol gedikten aşmaz mı
Merak etme sevdiğim
Ayrılan kavuşmaz mı
Kahve şöyle yer alır Sabri Kürkçüoğlu’nun çağdaş manilerinde: Oda hayattır cana
Sohbet esas adama
Kahve ocakta ağlar
“Mırra” doldur fincana
Kerpiç oda serince
Keçeleri serince
Keyfim çardağa çıkar
Mırra’lar içilince
Şair Mehmet H. Öcal’ın manilerinde de kahve motif olarak işlenir. Eşkili dilde kaldı
Bostana gölde kaldı,
Çiğ köfteler hasrette
Mırra’lar selde kaldı
Mırra kulpsuz fincandan
Candan sunulur candan,
Çiğköftenin üstüne
Bu güzel kahve kimden
Fuat Kürkçüoğlu’nun hoyrat ve manilerinde de kahve yerini almıştır... Mırra kokusu geldi
Kokusu bağrım deldi
Daldım köy odasına
Gönül murada erdi
Mırra’sız kafam boştur
Yollar sanki yokuştur
İki fincan “acı”yı
İçince sefam hoştur
Urfa Türkülerinde kahve... Ocağının başında kahve kaynatırken yüreği kaynayan kahveci dile gelir bir Urfa türküsü ile... Kahveciyem zarım yok
Ben ağlaram yarım yok
Yarımı eller almış
Serhoşam haberim yok
Ay le berde vay le berde
Yengi düştüm bu derde
Evli evine getti
Ben kaldım ara yerde
Ay le berde vay le berde
Mahmut Güzelgöz’den derlenen diğer bir Urfa türküsü dillerden hiç düşmez... Kahveyi kaynadırlar havar yandım
Fincana damladırlar yandım
Sahipsiz aşıkları havar yandım
Vururlar ağladırlar yandım
Süsemi hanım canım süsemi vay vay
Bozulsun tamburamın düzeni vay vay
Sevsinler gurbet eli gezeni yavrum
Kahve yemenden gelir havar yandım
Bülbül çimenden gelir yandım
Yarı gözel olanlar havar yandım
Hergün hamamdan gelir yandım
Nakarat Kahve gümgümde kaynar havar yandım
Bülbül kafeste oynar yandım vay vay
Benim o nazlı yarım havar yandım
Toylarda mendil sallar yandım
Nakarat Kahve gümgüm neylesin havar yandım
Bülbül çimen neylesin yandım
Yari çirkin olanı havar yandım
Her gün hamam neylesin yandım
Nakarat Ahmet Cankat ise söz ve müziği kendisine ait Urfa türküsünde ise kahveye şöyle yer vermiştir: Sabah ile sabah ile
Kahve gelir tabağ ile
Annen seni bana vermiş
Küçük yavrum nazar ile
İşte böyle Hergün böyle
Halimiz böyle
Uy amman amman
Urfa’da sevilen diğer bir türkünün nakaratında ise kahve şöyle geçmektedir... Dün akşam yolda gördüm seni yıllardan sonra
Bir yabancı gibiydin dönüp bakmadın bana
Bunu senden ummazdım çok kırıldım ben sana
Bir fincan kahve olsam kırk yıl hatırım vardı
Ömrümü sana verdim dönüp baksan ne vardı
Mahmut Coşkunses’ten derlenen diğer bir Urfa türküsünde kahve dibeği yer almakta... Evlerinin önü kahve dibeği
Dibeğe vurdukça oynar yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveği
Cumbullu cumbullu aslanım aslan
Cumbullu cumbullu aslan cumbullu
Cumbulluya diktirmişem her yanı pullu
Kahve, türkülere ve halk edebiyatına ilham kaynağı olmakta devam etmektedir.
Şanlıurfa çok eski bir yerleşim merkezidir. Târih boyunca pekçok millet ve medeniyetler bu bölgeye hâkim olmuşlarsa da; 11. asırdan bu yana bu ilde Türk-İslâm kültürü hâkimdir.
1. Urfalılar'ın çevre illeri ile derin bir ilgisi yoktur. Köklü ve kalabalık ailelerin bulunduğu bir yerleşim birimidir. Daha düne kadar Urfalı, kızını başka illere gelin vermez ve Urfa delikanlısı dışardan evlenmezdi.Urfa'da yabancılara "Kerıp", dışarıdan evlenenlere ise "Kerıpten evlenmiş, kim bilir kimin nesini almış" denilirdi.
2. Urfa, büyük ticaret ve sanayi merkezlerine uzak, bir tarım ve hayvancılık kenti olduğundan büyük yol güzergâhlarının birleştiği noktada bulunmamaktadır.
3.Eskilerde; Şanlıurfa bir kıyı şehri olmaması nedeniyle, yerli ve yabancı turistlerin hemen hemen yok denecek kadar az olması değişmeleri kolay kolay kabul etmemesine neden olmaktadır. Bu tutum son yıllarda tamamen terk edilmiştir. Urfa'da Bu konuda büyük bir değişime uğramıştır.
Evlenme yaşına gelen delikanlının doğrudan "Ben evelenecağam" diye anne ve babasına söylemesi ayıp sayıldığından bu durumu uygun bir şekilde yakın arkadaşlarına veya başka bir kimse vasıtasıyla anne ve babasına iletir. Haberi iletecek olan kimse erkek ise oğlanın babasına "Allah ömürlü etsin, yeğenimiz artık böyüdü, gözü damlarda duvarlarda" diyerek delikanlının evlenecek yaşa geldiğini ve bir kızın aranmasını söylemek ister. Oğlanın babası ise durumu hanımına açar. Oğlanın annesi ise "Benim de kulağıma degdi, ben de işin farkındayam" diye cevap verir. Zaten anne bu hayırlı işten daima babadan daha fazla çaba harcar. Evlenecek yaşa gelen delikanlı ise annesinin yaptığı yemekleri, yıkadığı çamaşırları, beğenmemeye başlar. Çeşitli huzursuzluklar çıkarır. Annesi ise "Elimden bı kadar geli, yarın avradi siye bişirir begenırsen" der. Oğlan ise konunun iyice anlaşıldığını ve verilen mesajın yerine iletildiğinin huzuru içerisinde tebessüm eder. Anne o günden sonra gizliden gizliye kız aramaya başlar. Tanıdıklarının tavsiyelerine uyarak gelinlik çağındaki kızların evine bir bahâne ile giderek, kızın ailesinin yaşantısını kendi görüşüne göre inceler.

156
0
0
Yorum Yaz